Daha cocuktum…

Annem usulca yanima yanasir ve

“Oglum kalk sahura da birseyler ye ic

derdi. Bunu, benim ertesi gun oruc tutmam icin degil de, kahvalti niyetine soyluyordu. Bu sebeple evde oruc tutan buyukler ve tutmayan cocuklarin hepsi sahura kalkardi. Cunku sahurdan sonra annemin kahvalti hazirlamasi oldukca zor olurdu.

Ben ise sahura sahur icin kalkar, ertesi gun oruc tutmayi hedeflerdim. Hedeflerdim cunku annem ve babam bana oruc yasagi koymuslardi. Daha 10 yasinda olmayan bir cocugun oruc tutmasi onu saglik acisindan zorlayabilirdi. Ama ben ilk birkac gunden sonra gayet rahatca oruc tutuyordum. Zaten okulda ders gormemiz oruc tutmami da daha kolaylastiriyordu. Ama bir sorun vardi. Ne olursa olsun annemler bana oruc tuttumayacaklardi. O zamanki tabirimle “bana oruc tutturmucaklar”di…

Buna karsi cikan cocuk yani ben, annemlere karsi oruc savasina girmistim. Karsilikli muzakereler ve anlasmalar sonucu su hususta mutabakata varildi:

Sahura kalkacagim ama aksama kadar oruc yerine oglene kadar oruc tutacagim...Bu orucun ismi de “cocuk orucu” koymustuk.

Her iki taraf da anlasmadan memnun ayrildi. Ben tabi isin cakalligini bulup aksama kadar oruc tutmak istiyordum. Bir sekilde eve tam iftar vakti gelmeliydim. Bu sekilde benim ac oldugumu anlayamazlardi. Rol kesme kabiliyetim fazla oldugundan iftar vakti sofraya oturdugumda “ben ac degilim, oglen o kadar yedim ki” deyip sofradan erken kalkip gizlice mutfakta tikinabilirdim. Kimse de anlamazdi. Ama bir sorun vardi. Okuldan donus saatim belliydi ve bu iftardan tam 15 dakika onceye geliyordu…

Cocuk akli iste.
Simdi olsa bircok cozum bulurum ama o zaman belki de korkudan 15 dakika once eve gidiyordum ve annemin bana “oruc testi” yapmasina sebep oluyordu. Bu test oldukca basit oluyordu.Annem bana yemeklerin tadlarina baktiriyordu. Tabi buradaki niyeti benim oruc tutup tutmadigimi anlayip,
eger oruc tututyorsam aninda babama ispiyonlamakti. Ben ise caktirmadan yemeklerin tadlarina bakarmis gibi yapip “evet anne cok guzel olmus” diyordum. Hatta cakmasin diye bazen “buna biraz daha tuz katsan iyi olur” diye ahkam bile kesiyordum. Cocuga bak!

Sabahci oldugumda okul donusunde mahallede mac ederdik hem de oruclu olmamiza ragmen. Tam macin en kritik pozisyonudur ve bir penalti kazanilmistir. Takimin penalticisi olarak tam topun arkasina gecip iyice gerildikten sonra var gucumle abanip gol atmak isterken o ses yukselir:

Cemaaaalll! 6 pide alip hemen gel. Ezana az kaldi.

Bu ses macin bitis dudugudur. Ama penaltiyi atarim tabi ki. Sonra mac biter ve top sahibi olarak topu alirim ve evin onune gecerek annemin para atmasini beklerim. Annem kagit paralari olabildigince katlar oyle atardi. Ruzgardan ucup gitmesin baska yerlere diye. Bazen de mandallardi.Bozuk paralarda ise boyle bir durum yoktu, sangi sangir bozuk para yagardi.Hemen firina kosuverir ve siraya girerdim.O saatlerde cok sira oldugundan dolayi ufak cusseli olmamin verdigi bir avantajla on siraya kadar kaynardim ve firincinin kucaklarimiza attigi pideleri kapardim.Bu pideler o kadar tatli gelirdi ki, ergenlige girmedigimden dolayi oruc bozabilme hakkina sahip oldugumu dusunur ve sicacik pideleri caktirmadan koparip agzima atmaya baslardim.

Tabi biraz daha buyunce isler degisti ve oruc tutmam resmiyet ve mukellefiyet kazandi. Ama bu sefer savas durumu degisti. Anne-babayla olan savas cok daha kolaydi. Bu sefer olan savas nefse karsi yapilan savasti.Biliyordum ki, nefsim de benim kadar akilli ve onun seytan gibi bir yardimcisi da var. Ama benim de aklim ve nefs-i terbiyem vardi.

Eve bazen iftar vaktinde bazen de iftardan 10 dakika sonra gelirdim.Gec gelince annemin “nerdeydin” sorusunun cevabi bellidir zaten. Biraz once pide almaya gonderdigini ve o saatte dogal olarak firinda sira oldugunu herkes tahmin edebeilir tabii ki

Eger iftardan once eve gelmissem herkesin sofrada oldugu vakit babam bana isaret ederek pencerenin onune gonderirdi. Camilerin minarelerine bakip kandillerin yandigini haber vermem icin bana emir veriyordu. O sirada televizyon da aciktir ve her sehir icin iftar vakitleri duyurulmaktadir. Ama ailemizin “garanti”ci bir yapisi oldugundan dolayi bana bu gorevi vererek camileri gozetlemem istenmisti. O zaman sanki kendimi devlet namina sinirda nobet tutan bir asker gibi dusunur ve gozlerimi minarelerden ayirmazdim. Cocuk fantezisi iste… Bir kandil yandiginda hemen haber vermez, gozumun kapsama alani icindeki tum minarelerin yanmasini beklerdim. Hepsi yaninca sanki milli macta Hakan Sukur’un gol attigini duyuran spiker gibi herkesi heyecanlandirir ve yuksek sesle “kandiller yandi” diyerek sofraya atlardim.

Sofrada acliktan kavrulmus midemi once hurma veya zeytin sonra azcik su sonra da corba ve diger Ramazan ayina ozel yemeklerle her Turk insaninin yaptigi gibi bombardimana tutardim. Yemekten sonra yemek duasini annem yaptirirdi. Tabi bu kadar yemenin verdigi rahatsizlik bende hemen etkisini gosterir ve midem agrimaya baslardi. Babam da benim ayaga kalkmami ve salonda 4-5 tur atmami soylerdi. Her iftar sonrasi bu antrenmani yapmak zorunda kalirdim maalesef


O zamanlar Flash TV cok populerdi ve iftar vakti Engin Noyan dinlerdik. Bir de hergun Cagri (The Message) filmini 2 dakikalik bolumler halinde yayinlayip, tumunu Kadir Gecesi veren televizyonlara da arada bir bakardik.
Az da olsa gittigim teravihlerden sonra herkes imamin “namaz kildirma hizi” ni konusur ve bunun hakkinda dedikodular olusurdu. Ramazan ayi “jet imamlar”in meshur olma ayidir. Cocukken bile farkinda oldugum sey, namaz gibi Allah’in huzuruna ciktigimiz buyuk kursunun bu derece hizli, jet gibi kavramarla yozlastirilmasiydi.

Teravih sonrasi gunun yorgunlugu ve iftar yemeklerinin verdigi agirlikla hafifce uyku bastirir ve bir yerlerde sizarak uykuya dalardim, ta ki annem sahura kaldirana kadar…


Sokak Maçlarımdaki ilginç Olaylar:
 
 
ATAN ALIR SPOR:
 
 Mahalle macları genellikle caddelerde yahut bahcelerde yapıldıgı için topun kaçma olasılıgı olan cok yer vardır. Top bir yere kactığında topu  kacıran  takımın karşısındaki takım hemen, "Atan alır sipor." der.Top onların sahasında auta cıkmış olduğu halde karşı takım topu almak zorunda kalır.
 
 
 ELiN AVANTAJI OLMAZ:
 
 Takımlardan biri ataktadır. Defans oyuncusu topu elle keser fakat pozisyon devam eder ve gol olur. Golu yiyen takim el var diye mızırdar. Karşı takım, "Avantaj olm." der.
Hemen akabinde kaleci "Ulan elin avantaji olmaz." diye haykirir. Bir yere varılamaz. Kısır döngüdür.
 
 

 ADAMIN GOL DiYO:
 
 Gol atılır fakat yıyen takım saymaz. Hep bir agızdan "Direk ulan."  diye anırmaktadırlar. Fakat içlerinden biri, "Gol abi." der. Karşı takımdan bunu duyan biri direk atlar ve, "Ulan adamın gol diyo." Diye serzeniste bulunur. Gol sayılır, adam dövülür.
 
 
ABANMA YOK:
 
 Genelde küçük çocuklar arasiıda yaygındır. Kaleciler abanma yok derler.Aralarından yaşca büyük olanı "Lan karı mısınız" dese de abanma olmaz.
 
 
 
GöNüL ALMA:
 
 Büyüklerle küçüklerin ortak oynadıgı maçta büyüklerden biri gaza gelip kucuk bir cocuga sert girince direk penaltı olur. Nerede olursa olsun. Kucuk cocuk sevilen bi simadır ve faulu yapan abidir. Penaltı
kullanilir, genelde gol olmaz cünkü kalede bir ayi vardır ve penaltıyı atan kucuk cocuktur.
 
 
 
KALECI DEGISTIN 2 PENALTI:
 
Herhangi bir penalti pozisyonunda kaleye hemen forvetin etkili silahlarindan biri gecmek ister cunku o her mevkide iyidir.Buna karsilik karsi  takima teselli olarak ekstra bir penalti verilir. 1+1==2.
 
 
 3 KERE SEKTIRME:
 
Kaleci degaj kullanirken eger yaninda bir rakip forvet varsa topu 3 kere sektirir ve, "Acilsana ulan uc kere sektirdim iste." der, rakip acilir. Ne keyiflerdi bunnar bea. Bak gozlerim dolu dolu oldu.
 
 
 1'E 1 ATIS:
 
Cift penalti sisteminde eger birinci penalti kacarsa ikinci sans vardir ama gol olursa ikinci sans kullanilamaz. Bunun mantigini hala cozebilmis degilim.
 
 
 SAGLIK ONLEMLERI:
 
 Bazen top insanin pek munasip olmayan bi tarafina gelir, herkesin reaksiyonu       aynidir: "işe işe!."
 Uygun araziye cis edildikten sonra maca devam edilir.
 
 Mahalle maclarinda her zaman saci ince telli ve uzun olan kisiler vardir. Bunlar geriden topu alip butun gucleriyle ileri kosarken kafalarini ileri dogru atarlar. Amac gol atmak ya da rakibi çalimlamak
degil, saclarin ruzgarda ahenkle dans etmesini saglamaktir. Bu kisiler buyuyunce Ümit Davala gibi olurlar.
 
 
 
TOP KURTARMA OPERASYONU:
 
Top zirt pirt araba altina kacar. Boyle durumlarda, sahadaki en celimsiz ve en hop-zip kisi, en iri iri kisi tarafindan topu almaya gonderilir. Arabanin altina kacan toplar tam ortasinda durur bazen, kimse yetisemez oraya. Bu sefer tas atma ve sopayla itekleme fasli  baslar.Arabanin egzosuna vurulan birkac darbeden sonra top yuvarlana yuvarlana cikar bir taraftan; artik kosarak maca geri donme zamanidir.
 
 
 AT BAKIIM AABININ KILLI GOGSUNE...
 
Ya ne iirenc bisiiydi bu. Sen takimini kurmussun, pasa pasa macini yapiyosun. Muhtemelen yasca ve boyutca senden buyuk olan eleman damlar, bu gereksiz cumleyi sarfederek maca dahil olur, tadimizi
tuzumuzu kacirir.
 
 
 GOL DIIL OLM BEL USTU:
 
Minyatur kale maclarda elle tutulmasina engel olunmak icin getirilmis bir cozumdur ancak bel ustu gibi kisiden kisiye degisen ve ispati zor bir kriter getirdigi icin nice kavgalarin cikmasina, nice baslarin
yarilmasina sebep olmustur.
 
 
Oynayacak kisi sayisinin tek olmasi ve kimsenin oyundan cikarilarak kalbinin kirilmak istenmemesi durumu sozkonusu olur sikca. bu durumda futbol kariyeri en berbat durumda olan fasulyeden tabiri ile
adlandirilarak birinci devre bi takimdan ikinci devre bi takimdan oynatilarak ufacik yureklere ve beyinlere adaleti yerine getirmis olmaduygusu zerk edilir. Aksam herkes eve gidip yattiginda da hep o gunku maci, varsa attigi golleri, kacirdiklarini, bir sonraki maclarda yapmayi planladigi hareketleri hayallenerek uykuya dalar. Bu planlanan ama becerilemeyen hareketlere girmiyorum. ben mahalle maci kurallarinin nasil bilindigi sorusuna ise kalitsal diyorum.
 
Bazen kucukler kendi aralarinda oynarken eli torbali bi is donusu adami maca dalip topu kucuklerin ayagindan alir ve aptal aptal seyler yapmaya  baslar.Eger adam yetenekliyse bi iki numara yapip cocuklarin aklini alir. En konunda topa hizlica vurur. Cocuklar topu yakalayamaz ve top uzaga
gider. Eli torbali is donusu adami yaptigi ufak hareketten mutlu bir halde  evinin yolunu tutarken cocuklarin "hay........., top ta ............. gitti, kim alcek lan topu?" dedikleri duyulur.
 
 
 ELDEN GOL OLMAZ:
 
Pasa pasa oynuyoruzdur, adamin tekinin eline carpar top, biz dikeriz topu,hemen bi mahalle maci oyun kurallari uzmani portler oradan bi yerden ve der ki, "Elden gol olmaz"! Ulan niye olmasin hasta misin sen? El karari verilmisse, bunun sonucu frikiktir. Herkes de kabullenmistir elden  gol olmayacagini, hatta baraj bile kurulmazdi bazen. Ben de buyuyunce ogrendimelden direk kaleye cekilip gol atilabilecegini. Ogrendim de ne oldu, o caanim frikikler geri mi geldi?
 
 
 UC ADIM ACILMAK:
 
"uc adim acilmak" denen olayi atlamak senelerini betonda top oynayarak,dizinde o cok derin olmayan ama surekli yanan yaralarla dekore eden bicok mahalle topcusunu uzecektir. Top frikik noktasina
dikilir ve rakip barajin ustune dogru adeta 'onnar orda diilmiscesine yurunur'. Kocaman uc adim atilir ve baraj gogusle itmek suretiyle uzaklastirilir. Adimlarin buyuklugunden sikayet edenler iki kere "o-ha" der.
 
 
 
TEKNIK VURMAK:
 
Penalti vuruslarinda en bickin forvet oyuncusu sahne alacagindan kalecinin gozu korkar. Hemen ici rahatlatilir: "korkma olm, teknik vurcam".

 
 KALECI DUZENI:
 
 Mahalle maclarinda rastlanan pekcok tatsiz durumdan sadece biridir kalecisizlik. Herkes kendisini ispatlamak ve golleri yagmur edip yagdirmak İstediginden kimse kaleye gecmeyecektir. Adil duzen ilk
"kalede son" diye bagirani kayirmaktadir. Hemen arkasindan gelen "son bir",  "son iki".. gibi cigliklarin sonunda artik son kac oldugunun bir onemi kalmayan agir kanli arkadas kaleye gecer. Kaleci gerek iki golde bir, gerekse dakka ayriyla eldivenleri bir sonraki arkadasina teslim edebilir.Nizam boyle emreder.
 
 
 Arkadasin biri iyi orta gol getirir diye bagirir o da iyi bi orta yapmaya calisir ve ortasini yaptiktan sonra duser. Arkadasin dizi kaniyodur ama farkinda değildir birisi ordan "olm dizin kaniyo" der ve olan olmustur dizikaniyan cocuk aglamaya baslar.
 
 
 Eee bide her zaman bağırılarak söylenen sözler vardır;
 
 - Avut be oglum avut
 
 - Kasti faul yapma lann
 
 - direk abi direk
 
 - valla gol diil
 
 - Abi siz cok guclu oldunuz ya
 
 -"Mithat'i bize verin, Mete'yi siz alin"
 
 - Ahh bacagim
 
 - annem anneeem
 
 - Top benim oolum istedigimi oynatirim
 
 - Beste devre onda biter
 
 - Santra yapin lan santraaa
 
 - Sahsi oynama oglum pas ver
 
 - Abanma beee
 
 - Yuhhh o da kacar mi
 
 - Hakeme gozluuuk
 
 - Ortani goriyim
 
 
Iyi guzel de butun bu kavramlar kitabi olmadan, televizyon olmadan nasil herkes tarafindan bilinebiliyo?

Durumlar farkli olsa da cocuk evine donuyo ama ifade baki.:)