Yıl 2001’in Temmuz ayı, 7 sene oncesi…

OSS sonuclari aciklanmis ve surpriz olmayan bir sonucla ITU Makine Muhendisligini kazanmistim. OSS’de kac puan alirsam alayim hedefim bu bolumdu. Bir yandan istedigim bolume girmenin verdigi heyecanla, diger yandan da Istanbul’a olan merakimin verdigi ilgiyle kapagi Istanbul’a attim.

Geldigimde amacim bir an once bir yere yerlesmek ve proficiency sinavini gecmekti. Gecmis senelerin cikmis sorularini alip calismaya basladim. Sinava girdim ama iyi gecmedi.Bir yandan bir sene hazirlik okuyup rahat bir sene gecirerek bu sure zarfinda İstanbul sartlarina ayak uydurabilecegimi dusunerek kendi kendimi teselli ederken, bir yandan da bir seneyi atlamanin guzel bir sey oldugunu dusunerek stres yapıyordum. Sinav sonuclari aciklanip internete verilmisti. Ama o zamana kadar hayatinda internete girmemis bendeniz Azeri bir arkadasindan yardim istemisti. Abi dedim, benim sonucuma da bakar misin diye. Adam sevincli bir sekilde geldi ve 62 almissin Haki, gecmissin dedi. Cok sevinmistim. Oh ne guzel derken o korkunc gulumsemeyle yuzme bakan arkadasim [color=red]“Saka yaptim, 49 almissin”
deyince Istanbul’un ilk tokatini yemistim…Akl-i melekelerimi bir an olsun kaybetmistim…Ve bu sekilde İstanbul macerasina baslamistim.

Ilk zamanlar neyin ne oldugunu bilmeden herseye atladigimdan oturu Eminonu’ndeki alt gecitten lahmacun da yedim, Mecidiyekoy’deki ayakkabı boyacılarına ayakkabılarmı da boyattim… Oyle boyle derken boyle birkac kere aci tecrubeden sonra yavas yavas kasarlanmaya basladim.

Hazırlıgin ilk zamanlari hazirlik sinifinin cok zor oldugunu dusunerek OSS temposunun verdigi performansla gunde 6 saat calisiyordum. Ilk quizler olmaya basladiginda anladim ki bu sene bos gececek.Ders calismayi biraktim. Oyle ki, taa sene sonuna kadar kitap yuzunu acmadim. Gercekten de 1 sene cok bos gecti ama İstanbul’a ayak uydurabilmem icin gerekli bir seneydi bence de…

1. sinifa gectigimde turevli integralli mat ve fizik derslerinin yaninda makinenin meshur dersi teknik resim gibi zor derslere ek olarak kimya lab, fizik lab gibi ici bos ama gicik dersleri bir anda almam bana hazirligi cok fazla ozletti. Gölde yuzerken birden okyanusun icine dusmus gibiydim. Lisede OSS sebebiyle turevi integrali hic ogrenmeden geldigim icin mat ve fiziklerde cakmistim.Okul ortami beni cok bozmustu. Teknik resimdeki odevler ve cizimler diger bolumlerde olmadigi halde onlarla fizik ve mat derslerini ortak almamiz bana gore haksizlikti.Bir yandan da Taksim-Maslak arasindaki kardaki kistaki metro+otobus yolculuklari fiziki yorgunlugu da getirmeye basladi. Terli terli, islak islak derslere gire gire psikolojim de bozulmustu. O kadar cok istedigim bolume ve univeristeye gelmistim ama daha ilk seneden cok zorlanmaya baslamistim ve ust donemlerin dediklerine gore ilk sene en kolayiymis…Bense daha ilk seneden derslerden kalmaya baslamis ve gozetim-okulu bitirememek korkusuyla basbasa kalmistim. Aksamlari bazen kendimi sokaga atar sesizce aglardim.Ne dersler hakkinda ne de okulun sistemleri olana can egrisi, kayit sistemi vb. seylere hic alisamamistim. Ki, bir dersi drop etmek istedigim halde drop etmeyi bilmedigimden oturu drop edememistim Kendimi oldukca aciz bir varlik olarak gormeye baslamistim ki 1. sinif oyle ya da boyle bitti ve yaz okuluna kaldim.

Aklima koymustum, derslerden sonra bilgisayar labina oturup saatlerce okul hakkindaki bircok seyi ogrenecektim. Oturdum İstanbul-teknik denilen siteye (o zamanlarin teknikforum'u) girdim.Saatlerce ve gunlerce tum yazilanlari okumaya basladim. Makine dersleri, hocalari, hatta diger bolumlerin dersleri hocalari, not grafikleri derken yavas yavas bircok sey ogrenmeye baslamistim.

Ogrendiklerimle beraber hicbir ogrencinin yapmayacagi bir sey yapmistim.Hatta asla plansiz programsiz birisi degilken okulun bana verdigi programa tamamen ters dersleri almayi dusundum ve 2. sinifin ilk doneminde 3 ITB, tarih ve turkceleri alarak risk aldim. Risk aldim cunku bizim bolum icin olmazsa olmaz olan bazi dersleri almadim ve bu dersler onsart dersleri idi. Bunu yapmamin tek sebebi Fen-Edebiyat fakultesinin derslerini sonraya ertelemekti.Bir vize-bir finalli derslerden gecmek bana gore en zoruydu. Hele hele bu derslerin not grafiklerindeki dagilima baktigimizda FF’lere dikilen bir can ergisi olunca yaptigim seyin daha mantikli oldugunu dusundum.Iyi ki oyle yapmisim cunku ustten aldigim derslerden AA cakinca ortalama bi hayli yukselmis oldu.

2. sinif bitti ama aldigim cogu ders 3. ve 4. siniftaki secmeli derslerdi. Asil zor olan alttan kalan derslerle beraber makinenin en baba 3. sinif derslerini almakti. Bunu kaldirmayacagimi dusunerek 3. sinif derslerini de tehir ettim ve alttan kalan tum derslerimi alarak temizleyeyim dedim ama onu da yuzume gozume bulastirdim.Dif, mat2 ve lineerden kalmistim.Bursa Fen gibi bir okulda matematik olimpiyatlarina katilan cocuktan sanki eser kalmamis gibiydi, mat derslerine karsi yeteneksizligim beni cok korkutuyordu cunku tehir ettigim derslerin hepsinin on sartlari matematikti ve hayvan gibi matematiksel denklemler kullaniliyordu. Okul uzadi derken 3. sinifin 2. doneminde yine o zamana kadar kimsenin yapmadigi bir sey yaptim ve daha 4. siniftaki bolum secmelerini yapmadan ustten bolum derslerini aldim.Halbuki eger o bolumu secemezsem aldigim dersler bosuna gidecekti.Alttan da 3’un 1. de tehir ettigim bolum derslerin aldim. 25 kredilik programimin hepsi makina bolum dersleriydi.Ayrica alttan hala matematik dersleri FF olarak duruyordu ve mat temeli olmadan bu dersleri nasil gececegimin hesabini da yapmamistim. Neyse dedik, hamama giren terler misali, o donem derslere saglam asildim. Bazilarini iyi notlarla gecsem de matematigin su gibi kullanildigi dersleri de ittire kaktira odevle projeyle gecmeyi basardik, DDlerle…Bunun verdigi gazla yazin termo, aksikanlar ve makine elemanlari2 gibi 3 baba dersi alarak ve gecerek kendimi biraz aştim.

Yaz okulu sonunda kalan derslerime baktigimda alttan kalan derslerimin sadece 4. sinifin ilk donem dersleri ve mat dersleri oldugunu gordum.Istedigim bolumu de secmistim ve alttan kalan derslerimi de o donem icinde alabiliyordum.Okul uzadi derken “Allah yuru ya kulum” mu demisti bilmiyorum. Isimin bu kadar kolay olacagini hic ummazdim…

Neyse, okul oyle ya da boyle bitti.Ben bunca seyden daha cok anlatmak isteidigm seyler var: Derslerle ve hocalarla bu kadar hasir nesir olduktan sonra gozlem yetenegimden midir yoksa sansimdan midir bilmiyorum ama bircok sinavda sinav sorularinda nokta tahminlerim tutmustur. Cikmasi muhtemel diye calistigim hatta arkadaslarima tavsiye ettigim sorularin aynilarini sinavda gordugum zaman gercekten de bu islerden anlamaya baslamistim. 1. sinifin yaz okulunda aldigim Physics-2 dersinin finalinde 4 sorudan 3’unu aynen tutturmam benim icin ciraklik, Makine Elemanlari-2 dersinin final sorularinda 5 sorudan 4’unu tutturmam kalfalik,makinenin en baba derslerinden birisi olan Makine Teorisi dersinin finalinde ise 5 sorudan 5’ini de sayilariyla beraber tutturmam ise ustalik eserlerimdir.

Eskiden hicbirseyden anlamayan halim gitmis artik o kadar kasarlanmistim ki, sinavlarda cikacak sorulari bile hocalairn tarzlarindan tahmin edebiliyordum.

Bu tahminlerden daha cok sinavlarda kullandigim cesurca ve komik ifadeleri hatirladikca yuzumde her zaman bir gulumseme belirir. Eskiden Nuran Özmeral Ak diye bir hocamiz vardi. Nuran anne Sinavlari oldukca basit olurdu. Bir de kompozisyon yazmamizi isterdi. Bir keresinde “Ogretmen-ogrenci iliksisini anlatan bir makale yaziniz” sormustu.Aman Allahim, nasil yazdim ben.Aynen soyle baslamistim: “Bir ogrenci, sevgi kelebegidir ogretmeninin…”

Ya makinadaki komiklikler…Bir bolum dersini orijinal bir hocadan aliyorum.Ders cok zor. Hoca da zorluyor.Bir odevi geceleyerek yapmisiz arkadaslarla. Sabah gec kaldim derse. Arkadaslar soylediler ki, hoca odevleri kabul etmedi. Dedim neden? Onlarda “Biz odevleri defterdeki yontemle yaptik ya, hoca onu kabul etmiyor, asil referansimiz kitapmis ” dediler. Kuplere bindim.Ulen dedim, sabaha kadar odev yap ugras, boyle sacma bir sebepten odevler kabul olmasin. Yuh yaniii.Sinirlendim. Gittim hocanin yanina aynen sunlari soyledim: “Hocam, biz dun arkadaslarla oturduk. Odevleri kendimiz yapmadan once bir beyin firtinasi gerceklestirelim dedik. Bir baktik ki kitaptaki yontemle defterdeki yontemler farkli.Arkadaslar dedi ki kitaptakini yapalim.Ben “HAYIR” dedim! Hocamiz notlarina bu sekilde koymussa onunki daha dogrudur.” Diyerek hep beraber sizin derlediginiz notlarin daha dogru oldugunu dusunerek odevlerimizi yaptik. Dedim. Aman Allahım, hocanın o an yuzunde olusan kibir – gurur gulumsemesini gorseydiniz… Guldu ve “O zaman kabul ederiz” dedigi an benim bittim andir. Arkadaslar soka girdiler.Haki senden korkulur valla, bu adami nasil ikna ettin dediler, ee dedim meslek sırrı Meslek sırrım cok gizlidir ha…

Yine ayni hoca, ders Cuma sabahi.Herkes derste uyukluyor.Adam Kurtlar Vadisi dizisinden nefret ettigini ve kesinlikle bu dizinin seyredilmemesi gerektigini soyleyerek dersteki uyuyanlara diziyi mi seyrettiniz diye sorular soruyor. Dizinin savaşı ve silahlanmayi tetikledigini savunuyor.Neyse, dersin finalinde cikan bir soru: “Damla modelinde normal fizik kurallarina gore yukaridan asagiya biraktigimizda sivri ucunun asagiya gelerek dusmesi gerekirken bombeli ucu asagiya gelerek duser. Bunun sebebi nedir?” seklinde soru sordu.



Cevabini ben derste ogretilen denklemlerle anlattim. Ama bitirisim şahaneydi. Aynen sunlari yazdim: “Evet, buraya kadar ispatladik ki, damla modelinde dogal hareket bombeli kisim one gelecek sekildedir.Burada turbilanstan yararlanilir.Hatta bu kullanim mermilerin ve deniz alti torpidolarinin daha etkili ve hizli gitmesi icin imalatinda kullanilir. Ama bu gostermez ki savas iyi birseydir! Goruldugu uzere, sinav kagidina gulucuk koyabilecek cesaretim varmis:)

Yine buna benzer bir olay. Okulumdaki son finalim.Hoca hayvan gibi sorular sormus ben de hayvan gibi uzun cevaplar yazmisim.Sinav kagidim 14. sayfasinda.Hoca bu kadar yaziyi nasil okuyacak diye dusunurken rekora kosuyorum.Son soru.5 puanlik bir soru tabii ki…Soru aynen soyle: “Isinim kalkani nedir, gunluk hayatta ornekler vererk aciklayiniz.” Aman Allah’im. Gulmekten geberecem yav.Cevabim 1 sayfa. Neler neler yaziyorum. Buraya hepsini yazmiyorum. Ana su cumleye bakar misiniz? : “Isinim kalkani termoslarda kullanilir. Hani piknige giderken yanimizdan caylarimizi sicak tutsun diye goturdugumuz termoslar var ya, onlarin icinde kullanilir. Sonra soguklarda kullandigimiz Quartz sobalar var ya, onlarda da florosanlarin arka kisminda yalitim icin kullanilir.”

Boyle muzipliklerle okulu bitirdik. Her ne kadar bircok zor ve saglam derslerin yaninda bunlar da cerez mahiyetinde. Ama guzel oluyor yav…

Eee mezun olduk ama ben durur muyum? Kurtlar Vadisi’ne takan hocadan o yaz okulunda bir arkadasim ders aliyor. Ilk vize olacak. Ben mezun olmusum, hatta Istnabul’da bile degilim. Hocaya attim bir mail.”Hocam, derste soylediginiz gibi Cuma gunu ilk vize var ama bir onceki gun Kurtlar Vadisi’nin ozel bolumu var. Çakır en buyuk dusmaninin bogazini kesecek. O bolumu kacirmak istemiyorum ama vizeye de calismak istiyorum. Bunun icin sinavi Pazartesi’ye erteler misiniz?”



Olanlari dusunemiyorum bile.Arkadas anlatiyor. Hoca ders girmis. Iyi bir saydirmis sinifa.Kim yazmis diye baya bir sorgulamis garibanlari Ertelemiyorum diye bagrinmis sinifta. Tabi siniftakilerin hicbirseyden haberleri yok. Neyse Cuma gunu vize olacak. Herkes hazirlanmis.Olsa da bitsin diye. Hoca gelmis, “Neyse, bir arkadasiniz dun diziyi seyrettigi icin calisamamistir.Sinavi erteliyorum” demis. Sinif isyanda.Hocam biz calistik. Olsun bitsin nolur…Ama sinav ertelenmis.Arkadas diyor ki: Ulen Haki, ogrenciyken muzipliklerini anliyorum da, mezun oldun gittin, daha ne ugrasiyosun olum…Bi git isne yavvv

Iste boyle arkadaslar, gun geliyor askerdesiniz. Vakit gecmiyor. Ama o da zamana mahkum, bitiyor. Ise giriyorsunuz. Dertler bitti diyorsunuz, ama bitmiyor.Simdi o ogrencilik gunlerimi ozledim. Arkadasliklarimi, zor gunlerimi bile ozluyorum. Vadi yurdundaki muhabbetleri, ortami, arkadaslarla seytrettigimiz filmleri, DC’den indirdigim 100lerce GB filmleri, Istineye Bayirindaki gezintilerimizi, kayitlar zamanimizdaki stresler, finaller zamanlarindaki uykusuzluklarimizi, projelerdeki ortamlari, her birinin tadi ayri. Siz siz olun, ogrenciyken yasayabileceginbiz seyleri doya doya yasayin cunku ileride evli barkli olunca bir daha o gunleri bulamayacaksiniz.Ogrenciyken bir telefonla 15-20 kisi toplanip bir organizasyon (halisaha, sinirsiz pizza, film, beyoglu. vs. )yapabiliyorken, evli barkli olunca bunlar olmuyor. Kimisi askerde, kimisi baska sehirde kimisi de cocuklari ve ailesinin mesgalesinde. Olmuyor yani. Size bir abiniz olarak tavsiyem, ogrencilik hayatinizi gercekten dolu dolu gecirin, geri donup baktiginizda akliniza AA’larla dolu bir transkriptinizin haricinde sayabileceginiz, hatta anlatmaktan zevk alacaginiz hatiralariniz olsun. ITU gibi Turkiye’nin en guzide universitesinden mezun olmanin da gercekten buyuk bir ayricalik oldugunu is hayatina girdiginizda anlayacaksiniz.,

Hepinize derslerinizde basarilar, hayatlarinizda da mutluluklar dilerim.